
Mutluluk sizce nasıl bir günde saklı? Patronunuzdan övgü dolu sözler duyduğunuz bir iş günü mü, uzun zamandır almak istediğiniz ayakkabıları nihayet aldığınız gün mü, arkadaşlarınızla buluşup lise günlerinizde yaptığınız çocukça şeylere kahkahalarla gülerek geçirdiğiniz bir gün mü yoksa evde bacaklarınızı uzatıp tüm gün hiçbir şey yapmadan sadece tembellik yaparak geçirdiğiniz bir gün mü?
Tabiki hepsi ayrı ayrı mutluluk verici şeyler.. Peki neden kendimizi belirli kalıplar içinde mutlu görebiliyoruz sadece? Bana bu sorunun cevabını gösteren ve mutluluk üzerine yatırım yapıp geleceğimi yeniden inşa edebileceğime inandıran bir kitaptan bahsetmek istiyorum.. “Mutluluk Projesi”..
Kitap Gretchen Rubin’in kendi hayat deneyiminden yola çıkarak, 12 aya böldüğü bir mutluluk oyunu aslında.. Her ayın kendi misyonu ve bu misyonun gerektirdiği yeni hedefleri var.. Amaç kendinizi mutsuz hissettiğiniz anları tespit edip kalıcı çözüm yolları bulmak.. Hani zaman zaman deriz ya, ne istediğimi bilmiyorum ama ne istemediğimi biliyorum ve bu durumdan da yakınırız.. Aslında bunu söyleyebiliyorsak şanslıyız, çünkü istemediğiniz şeyi yapmaktan vazgeçerek mutsuzluğunuzun önüne geçebilirsiniz.. Geriye de istediğiniz şeyi bulmak kalır.. Burada da işte devreye kendi yaratacağınız mutluluk projeniz giriyor.. Kitap bu konuda sadece bir yol gösterici zira herkesin mutluluk yolları farklı.. Kimini başarı mutlu ederken kimini aşk kimini ise daha fazla para mutlu edebiliyor. Mutluluğa giden yolda belki de unutulmaması gereken en önemli noktalardan biri, mutluluğun bireysel olduğu.. Her ne kadar sevdiklerimizi mutlu görmek bizleri mutlu etse de, Hobbes’un da dediği gibi “İnsan doğası gereği bencildir” ve dolayısıyla herkes kendini diğerlerinden daha mutlu görmek ister.. Peki sevdiklerimizi mutlu görmek bizleri de mutlu etmez mi? Bakın küçük bir paradoks bile bir anda bencilliği sevimli kılmaya yetti.. Zaten önemli olan da içinde yaşadığınız anı kabullenebilmek değil mi?
Sihirli değneğe ihtiyacınız yok
“Mutluluk Projesi” herkesin kendine göre uyarlayabileceği bir kitap aslında.. Zaman zaman hangimiz hayatın bize karşı cimri olduğunu düşünmüyoruz ki.. Zamansızlıktan yakınmıyor muyuz, örneğin spora vakit ayıramamak birçoğumuzun ortak sıkıntısı değil mi? Ya da dağınık bir odaya uyanmak hangimizi mutsuz etmiyor? Susturamadığımız çocuklarımız, memnun edemediğimiz eşlerimiz ya da sevgililerimiz yok mu? İhmal ettiğimizi düşündüğümüz ailelerimiz, değiştirmeye cesaret edemediğimiz işimiz? Belki de bütün şikayetlerimizin sebebi biz de saklıdır.. Belki de hayatı biz bu kadar zorlaştırıyoruz.. Sihirli değneğe ihtiyacınız yok, kendiniz olun yeter.. Sadece hissetmek istediğiniz şekilde davranmak bile değişim için iyi bir başlangıç olabilir ne dersiniz?
Sadece mavi kapağı ile bile sizi kendisine çekmeyi başarabilen “Mutluluk Projesi”nin rekor sayılabilecek bir sürede, 30’dan fazla ülkeye satılması ve aylarca en çok satanlar listesinde yer alması aslında, mutluluğun peşindeki insanların ne derece çok olduğunu da ortaya koyan bir gerçek.. Kimimiz mutsuzluğu yenmenin, kimimiz daha fazla mutlu olmanın peşindeyiz belki, ama kim ne derse desin mutluluk sadece bizim içimizde.. Bazen içten bir gülümsemede, bazen küçük bir hediyede, bazen bir rüyada bazen de tesadüfen karşınıza çıkan bir kitabın içinde, tabi tesadüf diye bir şey varsa..
Birsen Tarhan
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder