20 Eylül 2010 Pazartesi

Cafe Pi Bistro


Yaz mevsimini ve beraberinde güzel havaları da yavaş yavaş geride bırakırken açıkhavada yemek yediğim yemeklerini özleyeceğim mekanlar da bir bir gözümde sıralanmaya başladı. Bunların başında “hayatı pi’ye alın” sloganıyla Cafe Pi Beşiktaş Bistro geliyor. Bir kere en başta Beşiktaş’ta olması mekan adına büyük avantaj zira üniversite öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı bir semtte mekanlar diğerine açmak, 1-0 önde olmanızı sağlıyor.

Cafe Pi’nin yemeklerinden önce kokteyllerinden bahsetmeliyim. Kokteyl menüsü ayrı bir kitapçık halinde size sunulduğu için ayrı da bir özen göstermeniz gerekiyor=) Daha tatlarına bakmadan isimleri de sizi şaşırtabilir ki “mahşerin beş shotlısı” desem ne demek istediğimi sanırım anlarsınız. Mojito çeşitleri ve margarita konusunda oldukça iddialılar, üstelik burada “hesap gelince napıcam” korkusu yaşamadan daha önce tatmadığınız kokteylleri rahatlıkla deneyebilirsiniz zira fiyatları emsallerine uygun diyebilirim ama bu içkinin küpüne girmeniz anlamına gelmesin lütfen..

Gelelim yemeklerine.. Cafe Pi’de yedikten sonra pişmanlık duymayacağını kadar hafif lezzetlerle doyabilirsiniz.. Neredeyse bütün yemekler özel soslarla süslenmiş ama benim favorim pizzaları. Özellikle de “pizza carpaccio”. Her ne kadar carpaccio’yu başlangıçlardan kaldırmış olsalar da pizza çeşitleri arasına koyarak yeniden gönlümü kazandılar=)

Cafe Pi Beşiktaş Bistro’nun küçük bir açık alanı var, o yüzden rezervasyonsuz giderseniz dışarıda yer bulmanız çok zor ama sirkülasyona güvenip masa boşalmasını bekleyebilirsiniz. Hoş havaların soğumasıyla beraber içerde oturmaktan da keyif alabilirsiniz. Bu arada kısa zaman öncesine kadar tuvalet girişlerinde “xx, xy,yy” harfleriyle kapıda bir an duraklamanıza neden oluyorlardı=)

Ayrıca artık Anadolu yakasında oturanların da cafe pi’si var, Bağdat Caddesi şubesiyle..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder